Cuma, Mayıs 25, 2012

kuzumuz kocaman oldu ..

Günes'in dogum gününü gecen haftasonu Cumartesi günü kutladik. Kuzumun sansina o gün, günler süren soguk havanin ve yagmurun ardindan, muhtesem günesli ve sicakti.

Göttingen de ki Levinpark'ta kutladik kuzumun dogum günü, vaktim oldugunda fotolarida ekleyecegim .. heryeri süsledik Balonlarla falan, böyle bir panayir havasi vardi :) cok güzel cok eglenceli bir gün gecirdik ve kuzum inanilmaz mutluydu, bütün günü sekerek ve gülerek gecirdi, o kadar sevincliydi!

Instagram'a dogum günü pastasini yüklemistim, suan elimde bu foto var, bari onu yükleyim dedim, Canon dan öbür fotolari pcye yükleyince onlari da paylasicam.


Bu Pastayi Ilknurla beraber yaptik bir gün önce, fikir anasi ben oldum, bir pasta yapalim ve disini badem ezmesiyle kaplayalim dedim, bide gida boyasi ile boyarsak badem ezmesini süper oldum dedim, ve gercekten süper oldu :)) Pandispanyasini kendim yaptim, icini iki kat yaptim, alt kat cilek ve jöle, ikinci kati cilekli kremali oldu, inanilmaz lezzetli bisey oldu, yani tarif edemem bile o kadar lezzetliydi :)

Günesin dogum günü pastasi ile ilgili tek istegi "Hello Kitty" ile bir alakasi olsunmus :))) o yüzden Ilknur bu hello kitty'e ugrasti saatlerce :)) renklerini tutturmak ve gercegine uygun yapmak gercekten cok zordu! Ben kaplamasiyla ve geri kalan süsleriyle ilgilendim, gayet eglenceli ve saatler süren bir ugras oldu .. Iknurla son günlerde cok zaman geciremedigimiz icin güzel de oldu :) muhabbet koyu ve güzel olunca, bi yandanda oyuncak hamuru ile oynuyormus gibi vakit gecirince, harika bir gün oldu ..

Hee biz ayni gün arada bide iki kilo sarma sardik :))) Önce pastanin icini yaptim, onu buzdolabina koyduk, kalibin icinde donmasi icin, o iki saati de sarma sararak degerlendirdik, hepsi dogum gününe hazirlik :)

Yani inanilmaz verimli bir gündü :))

ama pasta cok güzeldi yahuuu .. ben yemeye kiyamadim valla ya :)

Cok güzel bir gündü ve kuzum artik 5 yasinda bir hanim efendi ..

Allah herkesin evladina uzun ve hayirli bir ömür versin insallah ..

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Dağlar Duman Olur

bu da Abdal isimli topluluktan .. tabi ki yine coook güzel :))



"Dağlar Duman Olur Çayır çimen olurBen Yari Görmesem Halim Yaman Olur vay vay.."

Ervah-ı Ezelden

Bugün cooook güzel birsey paylasacagim!!!


Türkü sevmeyenlerin bile begenecegini düsünüyorum .. evet o kadar iddialiyim :)


Karsinizda ABDAL ve Ervah-i Ezelden ..







"bilmem tecelli mi yoksa ki kader, beni bir vefasız yare yazmışlar..."

Cuma, Mayıs 04, 2012

ne baharlar gecti ne baharlar ..

Cok sövdüm bu sehire son yazimda, bari güzel yanlarini da göstereyim ...

Misal Baharda Kampüsde ki Cin kiraz agaclari öyle güzel cicek acar ki ... ve ilk kez bu yil cicekleri dökülmeden fotograflarini cekmek nasip oldu ..


Burasi Kampüsün tam ortasi diyebiliriz, Kütüphaneden yemekhaneye giden yol 


Karsida daire seklinde görünen bina ise Kütüphanemiz, bu yolda bahar aylarinda yürümeyi öyle cok seviyorum ki ...


Cicekler dökülmeye basladiginda, özellikle bir de hava rüzgarliysa, sanki pembe kar yagiyor gibi oluyor, hakikaten cok güzel oluyor, baska bir sehirde bu güzelligi yasayip göremezdim her halde .. tamam Göttingen barisigiz senle .. bakma son kez yazdiklarima .. bazen esiyor iste öyle icimde bir soguk rüzgar sana karsi, ama sebeplerini de biliyorsun ..

sevgiyle ve huzurlu kalin a dostlar ..




Bunlar en favori Günes fotolarim ... her firsatta bir fotografini cekmeye calisiyorum, hatta fotografini cekmedigim bir animiz gecmiyor, cünkü sürekli baska, yeni bir kadraj yeni bir aci yakalayabiliyorum .. öyle de bir dünya güzeli benim kuzum .. Bir gün büyük bir kadin oldugunda ona burada gecirdigi 8 ay'i fotograflarla anlatan bir kitap hediye etmek istiyorum, ömür boyu hatirlayabilecegi günler gecirmesini istiyorum, yillar sonra bu günleri hatirladiginda mutluluk hissi yasamasi icin elimden geleni yapiyorum :)

Bu arada, 18 mayis da kuzumun dogum günü vaaaar ...









Evet Günes benim herseyim, gözümün nuru .. ona karsi duygularimi ifade edebilecegim yeterince kelime yok zaten .. yegenlerin icinde en usulbasli en gönlü büyük en yüregi yufka en kalbi zengin en sevgi dolu ... sonu gelmez ki simdi anlatimlarimin .. onu cok seviyorum ...

Temmuz sonunda Ankaraya dönüyorlar yine, hic düsünmek bile istemiyorum, birlikte bu kadar zaman gecirdikten sonra cok zor olacak .. Muhittin, Ilknur ve Günes, cekirdek aile olarak, Muhittinin Üniversitede ki arastirmalari icin 8 ayligina gelmislerdi, ve bu süreyi olabildigince yogun ve faal gecirmeye gayret ettim ve ediyorum .. artik elimden geldigi kadar ..

Devami Ankara da artik .. yeter ki gönüller bir olsun ..

 
 Günesin yeni yagmur cizmeleriyle, hergün gectigimiz yolda illa o ufak duvara cikip onun üzerinde kollarini acip yürümek istemesi ve sag da komsuyla Hulahoop denemeleri .. hangisi cocuk insan anlayamiyor bazen :))

 
Efenim solda ki foto da cekirdek ailemiz ve nese ve gurur kaynagimiz Günes .. ve sag da Günesin yastik savasi yaparken ki aksiyonlu hali :) yerim ben onu yaaa ..

Sirada ki fotolarda, Günesle günlük aktivitelerimizden bir tanesi, yüz boyasi alip Karnavaldan evvel biraz deneme yapalim dedik evde .. ben diyim ugur böcegi sen de aslan, hergün degisik bir tasarim denedik :)
Yalniz Günes cok acimasiz, cok bastan saliyor, hic özenmiyor, sonra da eserine bakip "cirkin oldun yahu" diyor :)



 

Yeter Yazi yazdigim biraz da foto paylasayim dedim bugün :)

Bu Fotoyu Subatta, Muhittin ve Ilknurla Braunschweig Karnavalina giderken trende cektim. Fotoda ki ablalarin trene binmesiyle eglence basladi vagonda adeta, sampanyalar falan patlatildi :) Carsaf ve yastik yüzleriyle Afrikali kadin kostümü yapmislar, ve trende yüzlerini boyayip hazirlik yaptilar!

Braunschweig karnavali cok eglenceliydi ama inanilmaz soguktu, o gün solunum yollarini üsütüp iltihap kapmistim ben, sonrasinda iki hafta antibiyotikle ayakta durmustum .. hangi akla hizmet subatta karnaval yapilir bilmiyorum?! Kesinlikle bir daha Subatta Karnavala gidersem, cok kalan giyinecegim, kalici bir Tecrübe edindim :)

Perşembe, Mayıs 03, 2012

Gönüller huzurlu olsun yeter ..

Bugün isdeyim ya, yazacak zamanim oluyor .. hani simdi is saatini bunlarla harciyorum diyenlere, en bastan söyleyim ki, o kadar verimli bir calisanim ki, yapmam gereken bütün isleri, gereken sürenin yarisinda bitirebiliyorum, kaliteden ödün vermeden, benimle ayni isi yapan is arkadasim hala ugrasiyor ve bitiremedi isini, ben hatta bu haftalik bütün isimi bitirdim ve yarinda is de saatlerce na yapacagim diye düsünmeye basladim ..

Bazen vaktim oldugunda daha önce yazdigim yazilara bakiyorum, benim icin bu blog cok iyi bisey, yoksa balik hafizali oldugumdan dün ne yedigini bile unutan biri oldugum icin, böyle yazili kanitlarimin olmasi gayet iyi oluyor :)

Daha önce yeni telefonumla ilgili bi yazi yazmistim, Iphone alabildim diye cok sevinmistim, okurlardan biride, benim maddiyata takilmamla ilgili elestiren bir yorum birakmisti, bu yoruma takildim yaziyi tekrar okuyunca. Bu yorumu birakan okurun, benim daha önceki yazilarimi okumadigini düsünüyorum, yoksa böyle bir yorum birakmasina pek anlam veremiyorum. Onca maneviyat iceren yazinin icinde, bu yaziya yorum birakmasi, aslinda benim degil onun bir sorununun olmasini gösteriyor daha cok. Eger bir insanda elestirecek birsey bulmak istiyorsak, illa buluruz, o insan ne kadar iyilik yaparsa yapsin .. ve bir insan sürekli baskalarina iyilik yapiyorsa, ve bir kere kendisi icin birsey yapiyorsa, bu insanlarin gözüne batiyor ve maddiyatci olarak adlandiriyorlar hemen .. cok adilce degil ... bir insani bir olay yüzünden yargilamadan evvel, baska neler yaptigina da bakmali .. ve insanlari bir olaydan ötürü hemen yargilamaya meyilli olan insanlardan korkun ve kacin derim, cünkü onlar sürekli kendileriyle kavga icinde olduklarindan, sizinle kavgalari da asla bitmez .. siz agzinizla kus tutsaniz dahi yaranamazsiniz o insanlara ..

Ben sürekli maddi sikintilar icinde yasayan bir insanim .. iki ek isde calisiyorum, ve gercekten her ay sonu cok zorlaniyorum, cünkü limitin de limitine varmis oluyorum artik ... ancak ceken bilir anlatmaya calistigimi .. böyle zor olmasinin bir sebebide, cok tutumlu olmamamdir .. yanlis anlasilmasin, ben har vurup harman savuran bir insan degilim, ama ne yazikki asiri bir sekilde paylasimciyim, kazandigim bütün parayi arkadaslarima harciyorum .. yalan degil ..

Hafta da bir kac kez bütün arkadaslarimi evde yemekli agirliyorum, mutlaka haftada bi kac kez bunu yapmam gerekiyor, yoksa kendimi kötü hissediyorum, illa birseyler pisireyim, paylasayim, yiyelim icelim .. .. sonra illa arada bir sürpriz yapayim, bi hediye alayim, ne bileyim ummadiklari birsey yapayim, dogum günü varsa, kocaman bir yas pasta yapayim, sürpriz bir gün yapayim, kutlayalim, yiyelim icelim, alisveris yaparken onun evinde eksik olan bisey oldugunu hatirlayim, illa ona da alirim vs .. .. sevdigim insanlara, elimde degil, neyim var neyim yoksa harcamak istiyorum .. taa cocuklugumdan beri böyleydim, ve annemle babam bu yüzden cok kizarlardi, misal ben oyuncaklarimi arkadaslarima hediye ederdim, annem sorardi kizim niye veriyorsun yeni bebegini diye, cevabim "cok sevdi bende senin olsun dedim .." elimde avcumda hic birsey kalmazdi ve hala öyleyim, paranin zerre degeri yok benim icin, geldigi gibi giden bisey zaten, saglimiz yerinde oldugu sürece de geri kalan hersey önemsiz, yeter ki gönüller huzurlu olsun degil mi?

Bu yüzden yeni bir telefon alabildigime, özellikle bu bir Iphone ise, sevinmem bilmem simdi daha iyi anlasiliyor mu? o telefonu alacak parayi birlestirebilmemin sevinci inanilmazdi :)

Hala benim bu sevincimi maddiyata tamah etmekle bir iliskisi oldugunu düsünen herkes de kendisi bilir artik ..
Sonucta ne demisler .. "kisi kendinden bilir isi" ..
Ne derseniz diyin, bu yil cok hizli geciyor.

Daha yeni yilbasi gecti sanki, ve yilin ortasina gelmek üzereyiz, sanki ben büyüdükce zaman daha hizli akiyor, ne bileyim, kücükken zaman gecmek bilmezdi, büyüdük zamani tutamiyoruz.

Bu yil cabuk gecsin istemiyorum, bu yilin icine sigdirmam gereken o kadar cok sey var ki, zaman yetmiyor, yetiremiyorum (var mi böyle bi kelime???).
Bu yaz sonuna bitirmem gereken cok sey var, hatta bu yaz sonu hayatimin yeni sayfasini aciyorum, yeni bir sehirde, yeni bir baslangic. Bu baslangicin hazirligi icin zamana ihtiyacim var, vakit gectikce ben sikinti icine düsüyorum, sunu yapmali, bunu etmeli, onu unutmamali .. vs..vs..

12 yildir yapmak istedigim birsey var, o da Köln de yasamak. Bunu Türkiye nin herhangi yerinde yasayan birinin Istanbul aski gibi de görebilirsiniz (sanki herkes Istanbul sevdalisi mi? dedigim sacma oldu valla), yani diyelim ki Türkiyenin herhangi bir yerine yasiyorsunuz, ve baska bi sehrinde büyük bi ask duyuyorsunuz, hani illa ahh keske mümkün olsa da orada yasasam gibi. Hah simdi tam öyle bir duyguyu tahayyül edin ve tutun o duyguyu icinizde ... iste bu duyguyu 12 yildir yasiyorum, Kölne karsi.
Istedigim tek sey hayatimi orada gecirmek, memleketim olsun orasi .. yani böyle abartili birsey hissettigim .. ilerde cocuklarim falan olsun ve onlarda, biz Kölnlüyüz desinler, yani bildigin yerlisi olayim .. tövbe baska bisey istemiyorum .. :)

Ve bu yil o yil, bu hayali gerceklestirecegim yil ... (allahim beni büyük konusmaktan alikoy, insallah umdugum gibi olur ..)
Öyle ki, ben kafam da yasayacagim evi dahi tasarlayip dösüyorum, malum maddi imkanlarim cok fazla kisitli, ama yavas yavas esya alirim, hic önemli degil benim icin, bi dösekle yetinebilirim, yeter ki gönlüm huzur bulsun, elimde para kaldikca alirim parca parca herseyi .. bütün esyalarimi almam belki iki yil sürer ama olsun .. :) aileme yük olmak istemiyorum bu konuda, bu yüzden disimi sikar, yavas yavas alirim herseyi .. hee hee aynen öyle yaparim, evet evet yaparim ben ya, oldu bu is yaa :)))

En cok sevindigim sey ise .. bu yil Göttingen denen sacma sapan sehirden kurtuluyor olmam .. yemin  ediyorum ondan sonra bir daha ayak basmayacagim buraya ... 6 sikintili ve zor yili burada birakip cekip gidecegim ..

cok mutluyum.

Çarşamba, Mart 21, 2012

-Bu Baharda-

2005 yilinda Bendeniz'in bu parcasina takiktim, Blogumda falan da paylasmistim, simdi niye bilinmez {:)] tekrar takigim ..


Özellikle spor yaparken dinlemesi inanilmaz zevkli oluyor, kosma hizimi bu parcanin ritmine göre ayarliyorum sonra baska bir parca gelince ayaklarim birbirine dolaniyor, o derece takigim yani :)


e bugün de yaklasik 7 yil aradan sonra tekrar paylasayim istedim .. bazen böyle eski parcalari unutulmaktan kortarmak güzel oluyor .. zira bu parca zaten cok taninamamisti, maalesef .. bence hakki yenmis :)


Hazir bugün takvimlere göre bahar baslangici, buyrun Bendeniz .. iyi seyirler!


Perşembe, Şubat 16, 2012

Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

"Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek


Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek


Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân


Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek"


Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki


Gözümü kan içinde bıraktı, askımı artırdı


Benim pençemin( gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken


Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.

------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Sam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padisahın çadırına gelerek, otagın temizlik islerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik islerle mesgul olurmus…



Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüs. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermis gönlünü kaptırmıs ona.- Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmıs genç kızın ve baslamıs kalbi için için göynümeye.



Bir gün, gözü, hünkâr çadırının diregine ilismis. Diregin üst kısmına askın gücü ona, söyle bir satır yazma cesareti vermis:



"Seven insan neylesin"



Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı fark etmis,” Bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endise derken… Almıs eline kalemi söyle bir satır da o düsmüs aynı direkteki dizenin altına.



"Hemen derdin söylesin"


Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamıs, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmus, yer de onun olmus âdeta gök de… Fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı askta bulunmanın, atesle oynamak, ates girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmıs. “Varsın olsun bu ask, buna deger diye düsünmüs.” Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamıs ama yine de içinde bir korku kurdu varmıs ki genç güzelin, yüregini her gün dis dis, burgu burgu kemiren... Askın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yasayan o gencecik yüregin imdadına yetismis derhâl. Bir satır daha yazmıs aynı direge 


"Ya korkarsa neylesin"



Yavuz sultan selim, aksam, çadıra döndügünde, not düstügü direkteki satır gelmis aklına. Bakmıs ve okumus ki askın heyecanın ve korkunun karıstıgı, tezat dolu sözcüklerin bulustugu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karsısında. Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemis, aska yenik düsen koca padisah:


"Hiç korkmasın söylesin"

Bir askın bulusan, karmasık ve bulanık duyguları söyle dizilmis diregin üzerine:


Seven insan neylesin


Hemen derdin söylesin


Ya korkarsa neylesin


Hiç korkmasın söylesin


Sabahın olmasını sabırla beklemis padisah. Seher vakti sırdası Hasancan’ı çagırtmıs, derhâl bir emir vererek:” Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tîz elden bu kızı huzura getirin.” Emir derhâl yerine getirilmis ki Ahu gözlü, endamı hos, alımlı, nazenin, ceylân gibi bir Türkmen güzeli… Hünkârın emriyle derhâl bir dügün alayı tertip edilmis. Eglenceler, yemeler içmeler…


Dügünün son gecesi, sırlarla dolu bu askın bilmecesi kader-i ilâhî tarafından çözülmüs, Çözülen bu kara baht çıkınından yayılan acı haber, saskına çevirmis herkesi, yer gök âdeta üzüntüye, mateme bogulmus. Ahu gözlü Türkmen dilberinin ”Selim” diye çarpan saf ve küçük yüregi, bu büyük cihan sultanın askındaki sırrı kaldıramamıs ve birden duruvermis.


O çadırın diregi, bu olayın canlı fakat ketum sahidi olmus asırlardır. Bu dünya hayatında vuslat nasip olmadıgı gibi o gencecik yürege, buna fani alemde bir çare de bulunamamıs. Bu hazin gönül çarpılmasının ve gönül yangınının sonunda derler ki:



“Koca hünkâr, aglamıs” ve Türkmen kızına yaptırdıgı mezarın mermer tasına, su dörtlügü kazdırarak, dünyaya, askın gücünün karsısındaki çaresizligini en güçlü orduları yenen koca hünkâr söyle haykırmıs:

 
"Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek


Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân


Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek"









Çarşamba, Aralık 07, 2011

Bu gün varız, yarın yokuz.

Hayatta ki en büyük korkum, sevdigim bir insanin aci haberini almaktir.

Allahim bana o günü yasatmasin desemde, yasamak zorunda kaliyor insan. Eylül de Ahmet amcami kaybettik. Ahmet amcam, annemin kuzeninin esiydi, nur icinde yatsin. Tanidigim en kafa, en baba, en kral adamdi, her ne kadar Fenerbahceli olsa bile, bu aramizda ki tek anlasamadigimiz konuydu.

Ahmet amcami en son 2006 yilinda gördüm. Ilknurlarla yaptigimiz tatilin 3 gününü Didime gitmistim, Ahmet amcam ve Fadime teyzem Didim de yasiyorlar yillardir, Ahmet amcam görevle atanmisti Didime ve sonra oraya yerlesmeye karar vermislerdi. En son o üc gün icinde gördüm Ahmet amcami. Beraber Altinkum da denize girdik, plajda kahkahalar attik, Balkonda aksamlari amcam teyzem ve kuzenim Bengü ile Okey oynamistik. Insan hic düsünmüyor, belki birgün bir daha bir insani göremeyecegini. Herseyin bir sonu var, mutlak bir son yasanmak zorunda. Bu yil Ahmet amcamin Kanser haberini aldigimizda inanamadik, haberi aldigimizdan bir iki ay sonra Ahmet amcam ebedi yolculuguna cikti. O kadar cabuk oldu ki hersey, hani en son bir kez daha belki görebiliriz onu, belki bi vedalasma sansimiz olur dedik ama öyle bir anda aramizdan kayip gitti.

O an, simdiye kadar Türkiye ye her gidisimde, keske, ah keske bir kez daha Didime gitmis olsaydim, Amcami son bi kez görmüs olsaydim dedim icimden. Fadime teyzemi arayip bassagligi dilemek istedim, ama ben böyle konularda cok basarisizim ama aramayi basardim, aglamamak icin zor tuttum kendimi. Bengü ile de konustuk telefonda, konusmanin sonuna dogru ben agladim telefonda, ama cok sessiz agladim, ne hakkim var ki, böyle bir aci yasayan insanlari daha kirmaya? nasil üzüldüm ve üzülüyorum anlatamam.

Ahmet amcam dünyanin en tatli en seker adamiydi. Hep gülerdi, hep bi kahkaha hep bir saka, hep bi muzurluk pesindeydi. Enistelerim icinde en sevdigimdi. O cok iyi bir Adamdi. 
Seni asla unutmayacagim Ahmet amcam benim.

Bu yüzden, artik keskeler yasamak istemiyorum, her aklima sevdigim bir insan geldiginde, onu aramak, mesaj atmak, hatrini sormak istiyorum. Bugünden itibaren buna basladim, asla bir "cok yogunum", "vaktim yoktu", "hayat ve yasama telasi" beni bundan alikoymasina izin vermiycem.

Allah bütün sevdiklerimize uzun ömürler versin, annelerimizi babalarimizi basimizdan eksik etmesin.

Salı, Aralık 06, 2011

Para ile saadet olmaz mi?

Tamam olmaz belki ama bu Atasözünün temelini atan kisinin kesin bi eli yagda bi eli balda idi, yoksa bu lafi zor söylerdi.
Kabul, saadeti mutlulugu satin almak imkansiz ama onun disinda gayet ise yarayan birseydir para. En cokta parasi olmayan bilir bunu dimi? 

Simdi niye bu konu diye soracak olursaniz, Christmas ikramiyesini harcadim bile ben :) evet bi kac gün icinde harcadim hemen :) alismadik popoda don durmazmisya, o misal, geldigi gibi gitti Ikramiye :) 

Bütün parayla bi Iphone 4s aldim :) evet evet :) bu ay hattimin Kontrati bitiyor, bende firsat bu firsat, bi'de yeni telefon alayim dedim, baktim zaten iyi birsey almak istersem baya bi para vercem e oldu olacak bari yeni Iphone'u alayim dedim. Iyi etmismiyim? sanki öyle etmisim, bilemiyorum :)
Yeni Telefonum siyah bir Iphone 4s, 16 Gb ve bu hafta Postayla gelmesi bekleniyor tarafimca :) 
Aslinda o kadar cok pahali bile degildi, en son kontrat uzattigimda kiytirik bi nokia icin bile 240 Euro ödemistim, bi'de onu taksitle almistim, ama hayatimda aldigim en kötü Telefondu, aldigim ilk günden itibaren sürekli ariza verdi ve bozuldu, bu sefer de iyi birseyim olsun istedim. 
Yeni Kontrat yapinca, sadece 350 Euro ödemem gerekti Iphone icin, iki yillik Kontrat ama kondisyonlari cok iyi, hat icinde sinirsiz konusma, sabit hatlara sinirsiz konusma, internet sinirsiz, sms bütün hatlara sinirsiz ve 100 dakika yabanci hatlara var aylik, daha iyi bir Kontrat yapmam mümkün degil, fiyati aylik 27,50 Euro, yani suan ki ögrenci hattimdan bile ucuz .. vay yaaa :)

Tekrar telefon numaram degisecek ama olsun, bu katlanabilecegim bir degisim, karsiliginda aldiklarima bakilirsa .. ya simdi burda böyle yaziyorum ciziyorum Iphone aliyorum diye ama vallahi hava atma amacli degil, ben heyecan yaptimda, yani illa paylasmam gerek, sevincliyim babinda :) ve aslinda bakilirsa ben gercekten cok lüks birsey yapmiyorum suan, hani kendime son yillarda hic birsey almadigimi göz önünde bulundurursak, genelde sadece gecinmeye odakliyim, ay sonunu zor getiriyorum, 2-3 yilda bi kendime özel birsey almisim cok degil sanirim dimi? O kadar calisiyorum bi'de kendimi sevindirim dedim :) iyi yapmismiyim :)

insallah yeni Telefonum gelir ve hayirli ve güzel konusmalar yapmak nasip olur sadece .. buraya güzel güzel yazilar birakmak nasip olur insallah :) malumunuz artik cebimden de internetli olucaaaam :))

Görüsürüz arkadaslaaaar :)

Çarşamba, Kasım 30, 2011

Christmas'i seviyorum!


ay ne mutluyum bu sabah ne mutluuuuu :)Banka hesabima bir bakis attim ve sevincten ciglik attim, bu yil Üniversite maasin yaninda her yil sonu verdigi Christmas Ikramiyesine zam yapmis, neredeyse ikiye katlamis, yani cift maas almis gibi oldum!!!

Hala inanamiyorum, bu yil o kadar cok ihtiyacim vardi ki, ve dört gözle bu Ikramiyeyi bekliyordum :) Okulda bu ay cok derse girdim, bir sürü birikmis saatlerim var, onlari bir maasla alicam Aralik ortasinda, bu demektir ki bir büyük maas daha geliyor :) suan bi de her Yil oldugu gibi Noel pazarinda sicak sarap satiyorum, bide Ocak ayinda oradan full bir maas alicam, yani yeni yilda hic bir acigim kalmiycak! Bu yil sürekli bi Hastalikla bogusma ve calisamama telasinda gectigi icin, maddi durumumda o derece eksiye kaymisti, bütün birikimlerimi yemistim calisamadigim sürede ve bankaya borclanmistim, simdide bütün hepsini kapatmis olacagim, hala inanamiyorum, sevincten kalkip aha surada ziplayasim var valla ya :))

Christmas seni cok seviyorum, cok :))) hergün yaklasik 15 saat calisiyorum, üc is yerini ayni anda idare etmeye calisiyorum ama ona ragmen yorgunlugumu hissetmiyorum cünkü kendi ayaklarimin üstünde duruyorum ve herseyi basarabilirim, buna inaniyorum :)
 
Herkese mutlu bir Christmas diliyorum .. her ne kadar bizim icin dini Bayram olmasa bile, ben yinede cok seviyorum bu Bayram'i :))
 
Hayirli Christmaslar arkadaslar ...

Perşembe, Kasım 24, 2011

Canim Ailem'den sonra, Bizim Yenge

Canim Ailem dizisi yayindan kalkinca, nasil üzüldügümü, resmen aci cektigimi anlatmayim tekrar .. gülünc duruma düsücem yoksa ..

Ailemin yanindayken, tesadüfen Türk tvsinde "Bizim Yenge"nin fragmanini gördüm, ve sevincten agzim acik kaldi!

Halim'i almislar ve yeni adi Bahri ile bu diziyi koymuslar sanki! Canim Ailem dizisini o kadar cok sevmem Halim karakterine bagliydi, yani Halim Fan club'u kurmak üzereydim. o derece süper bir karakterdi Halim. Iste Halime olan hayranligimdan dizinin bitmesine cok ama cok üzülmüstüm! Ilker Aksum o kadar harika bir oyuncu ki, izledigim her karakteri o kadar inandirici canlandiriyor ki, Halime de o sekilde bi kisilik vermisti.

Bizim Yenge dizisinde Halim ile Bahrinin arasinda o kadar cok paraleller var ki, yeni bir karakter oldugunu anlayamadim basta, yani aslinda halen Halim'i izliyomusum gibi geliyor, ama bu durumdan sikayetci degilim, Halim'ci oldugum icin :)

Tabi ki bu tür karakterlerin sadece Televizyonda vs. oldugunu biliyorum, ama nedense insan yinede hayallere daliyor .. Ilker Aksum'un gercek hayatta nasil biri oldugu hakkinda en ufak bir bilgim yok, ama büyük bir ihtimalle Halim yada Bahri gibi degildir.

Ama .. ama keske gercek hayatta da Halimler ve Bahriler olsaydi, vallahi bundan da sikayetci olmazdim .. neredeler bilemiyorum?? Bu güne kadar bir Halim yada bir Bahri ile, gönlü zengin, kalbi temiz, kendi cikarini düsünmeyen ve yalan söylemeyen ve vefali ve sadik bir erkekle tanismadim, tanisan varsa beri gelsin!

Pazartesi, Kasım 21, 2011

Hacilarimiz geldi!

Suan yorgunluktan düsüp bayilabilirim ama su yaziyi da yazayim, öyle yaticam.

Büyük dayimin en büyük oglu ve esi bu yil hac'a gittiler, onlari hep beraber havalaninda karsilamak istedigimiz icin, bende Carsamba günü yola ciktim ve ailemin yaninda gecirdim son günleri.
Carsamba gece Avusturyadan kuzenlerim de yola cikip, gece bizde oldular. Söyle bi aile yapimiz var, biz bir araya gelince, uyumuyoruz, sabahlara kadar sohbet ediyoruz. Yilda bir falan görüsebildigimiz icin, beraber gecirdigimiz kisa süreyi olabildigince yogun yasamaya calisiyoruz. Kuzenlerim, yengem, annem, yorgun olmamiza ragmen sabaha kadar muhabbet ettik kahkahalar icinde.
Persembe günü bütüüüün aile bizim evde toplandi ve mangal yapildi. Evet hava soguk ama bizim evin kapali terasi var, bu kis olsa bile, mangal yapip disarida zaman gecirebilmemiz anlamina geliyor :) cünkü biz ailece mangal yapmayi cok seviyoruz :) genelde ailenin bayanlari soguktan rahatsiz olmuyor ama erkekleri cok bi nazlim .. teyzemin kiziyla ben  mangal basinda görev aldik, erkek kuzenlerimse, ay biz üsürüz cok soguk diyerek icerde kalmayi tercih ettiler .. coluk cocuk, kuzenler muzenler, yengeler dayilar, cok eglenceli bir gün gecirdik! Yengem kocaman iki tepsiye baklava yapip getirmis üsenmeden Viyanadan, bi tepsiyi isladik ama o kadar coktu ki, artan Baklavadan ben evime bile getirdim ve dün gece arkadaslarla cay esliginde afiyetle yedik.

Son günlerin asil olayi, yukarida da bahsettigim gibi, büyük kuzenim, Cafer abim, ve esi Hatice yengemin Hac'a gitmeleriydi. Cuma sabahi uykusuz bi sekilde sabahin kründe yola ciktik, Düsseldorf havaalanina saat 10.30da ineceklerdi. Konvoy halinde gittik, konvoy diyorum cünki bütün akrabalar, annemin amca cocuklari falan, rahat bi 10-15 arac olmusuzdur, biz büyük ve birbirine cok asiri bir sevgiyle bagli bir aileyiz :)

Evet öyle uykusuz uykusuz ciktik yola, bizim kaldigimiz sehirden Düsseldorf havaalani rahat 2 saat sürüyor, bizim arabada, annem, nebahat ablam ve Viyana dan kücük dayimin esi Yurdagül yengem vardi (hani su harika baklava yapan hatun) ve ben vardik. Giderken annem kullandi arabayi, bende biraz uyurum diye düsündüm, cünki ben kesinlikle uykusuzluga dayanamiyorum!! ama kesinlikle !! hatta uykusuz oldugum zaman cok gergin ve sinirli oluyorum .. neyse .. ben uyuyamadim tabi ki, arabada ki hatunlar masallah, yorgunluk bilmez ciktilar, sürekli bi muhabbet, sürekli bi kahkaha .. en sonunda tamam dedim, uyuyamayacgim bari bende egleneyim sohbet edeyim dedim :)


Öylece biz havaalanina vardik. Bi girdik ki ohoooo icerisi insan kayniyor .. normalde dügünden dügüne gördügüm bütün akrabalar orada, hatta iclerinde yillardir görmediklerim bile vardi .. mesela, annemin amca oglunun oglu var bitane, Ilhan, onu herhalde en son 1999da falan görmüsümdür, hic hatirlayamadim onu bile .. yani öyle tanidik geldi falan, ama o beni tanidi sonra .. böyle aaa sen misin? aaa kac yil oldu aaa aaa diye sasirip sarildik! Ilhanin dügününe de gitmistim ben ve suan üc cocuk babasi, hayatin icinde bi adam olmus :) cok tuhaf, hani cocuklugumuzu falan da beraber gecirmistik biz :)


yine uzatiyorum muahbbeti farkindayim .. yani o kadar dolu bi kac gün gecirdim ki .. ister istemez sürekli aklima yasadigim baska bisey geliyor :)

herkes de bi heyecan, insanlar yakinlarini bekliyor, ilginc bi iklimi vardi o ortamin, hani Hactan gelenlere olan sevincten mi desem ne desem tam bilemiyorum .. ama cok farkliydi ..
Sonra birden kapidan Cafer abimle hatice yengem girdiler :) ay bizde bi heyecan bi telas, Hatice yengem bizleri görünce gözyaslarini tutamadi, ciceklerle karsiladik ikisini, cocuklarini da görünce hüngür hüngür aglamaya basladi .. simdi böyle sogukkanli anlatiyorum ama o an benimde gözlerim doldu (baya doldu yani), dayanamadim baktim bende agliycam bi köseye cekildim, yutkundum durdum, hemen kimse görmeden göz yaslarimi sildim, simdiyse niye böyle cekindim anlamiyorum .. büyük kizi Betül ile sarildi yengem, sarilinca Betülde basladi aglamayi, ay o manzarayi görünce ben tekrar basladim aglamaya, cok duygu yüklüydü nasil anlatayim bilmiyorum, cok hüzünlü ve sevincli anlar di, onlar agladikca ben tekrar basladim aglamaya .. :) Cocuklari cok tatli bi Pankart hazirlamislardi, ben salaklik edip profesyonel kamerami götürmeyi unutmustum buradan, bu yüzden sadece cep telefonu kamerasi ile foto cekebildim, hala basimi duvara vurasim geliyor bu yüzden ..


Bahsi gecen pankart "Hosgeldiniz Haci anne, Haci baba" .. Abimle yengem ve cocuklari .. cok cok cok güzel bi Tabloydu !

Havaalanindan ayni coskuyla Cafer abimle Hatice yengemin evine geldik, bütün akrabalar civil civil heyecan icinde Hac hikayelerini dinledik, kocamaaaaan sofralarda, bütün aile yemekler yedik ve bir arada olabildigimiz icin sürekli sükrettik.. 
Büyük bir aile olmak güzel ama cocuk cok olunca cokta gürültü oluyor benden söylemesi :) kafam hala kazan gibi .. Cigdem ablaaaaaa .. cigdem ablaaaaaa...cigdem ablaaaa .. hala kulagimda yankilaniyor sesleri :))))

Dün Akrabalarin Avusturya kismi 12de yola ciktilar dönüs icin, bende aksam 18de evime dogru trene bindim. Annemle yola cikmadan lahmacun yaptik, annem illa burada ki arkadaslarima birsey göndermeden yollamaz .. illa yapalim, götür ve beraber yiyin diye israr eder .. benim "anne gerek yok yoruluyorsun dememe ragmen", böylece annem mutlu, arkadaslarim mutlu, daha ne isteyebilirim ki ?

Aksam hep beraber benim evde Cay demledik ve Lahmacun, icli Köfte ve Baklava esliginde "Hactan gelenleri karsilama maceralarimi" anlattim :) ufakta olsa, bizde burada aile gibi olduk artik .. :) Arkadaslarimi cok seviyorum.

Bu arada simdiden annemi ve babami özlemeye basladim .. cok seviyorum onlari.

Cumartesi, Kasım 05, 2011

Oktay Usta, sen çok yaşa ..

Eveeet ... Oktay Ustanin Sekerpare tarifini denedim ve ziyadesiyle memnunum!

Malzemeler:

  • 500 gr. un
  • 200 gr. Tereyag
  • 200 gr. Pudra sekeri
  • 4 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardagi toz findik ici
Serbeti:
  • 3 su bardagi seker
  • 4 su bardagi su
  • yarim limon suyu

  • Ilk öne serbet icin malzemeleri bir tencereye koyun kaynasin, kaynayinca limonu ekleyin, biraz daha kaynadiktan sonra ilimaya birakin
  • Tereyagini mikserle cirpip yumusak kivama getiriyorsunuz
  • sonra pudra sekerini ekleyip cirpmaya devam ediyorsunuz
  • ardindan teker teker yurmurtalari kiriyorsun, hepsini birden kirmayin, sirayla kirin ve cirpin, ve tekrar kirin tekrar cirpin
  • Un, Kabartma tozunu, findik icini karistirin ve azar azar ekleyerek cirpmaya devam edin ve böylece yavas yavas hamuru kivama getirin, unun hepsini birden katmayin, aynen yumurtada ki gibi, azar azar cirparak ekleyin, böylece hamurun kivami tam oluyor, katilasmiyor
  • hamurdan ceviz büyüklügünde parcalar koparin, yuvarlayin ve tepsiye dizin, üzerine hafif bastirin ve findik ici, ceviz, fistik vs ortasina yerlestirin, ve baya sikica bastirin ki, firindan ciktiktan sonra üzerinden düsmesin findiklar, cünkü bende öyle oldu ilk tepsi :)
  • 160 derecede, üzeri kizarana kadar pisirin
  • firindan cikan sicak Sekerparelerin üzerine iliyan Serbetten gezdirin
  • Serbeti hemen cekiyor icine, Sekerparenin kivamini biliyorsunuz sanirim, yani o kivama gelecek kadar Serbet gezdirin üstünde
Serbet size belki biraz cok sulu gelebilir, ama gercekten tam oluyor, Baklava serbeti gibi olmiycak, zaten Hamurun icinde Pudra seker oldugu icin, tad olarak Serbet tam yerinde oluyor!

Mutlaka denemenizi tavsiye ederim, cok kolay oldu, ben zorlanacagimi düsünmüstüm, bir tanesi bile catlamadi piserken, anladim ki, ne kadar kücük alirsanin bezeleri, o kadar catlama riski azalmis olur!

Tadini sorarsaniz, enfes :))) gercekten öyle, kendim yaptim diye söylemiyorum :)

Ve tekrar mutlu Bayramlar ..

Vukuatsiz Bayramlar dilerim ..

Bugün Hayatimda ilk kez Sekerpare yapacagim. Yarin bütün arkadaslarim Bayram yemeginde bende olacak, benim evin en büyük olmasi ve aramizda yasca da en kidemli ben oldugum icin, genelde Bayramlar bende toplaniyoruz.

Bu Bayram da öyle olacak ve her Bayram oldugu gibi bu Bayram da bi tatli yapmayi düsünüyorum, ve Sekerpareyi sectim. Tarifi Oktay ustanin tariflerinden aldim, eger güzel olursa hem tarifi hem Sekerparenin fotosunu burada paylasirim :) Baklavayi basardiktan sonra aslinda cokta basarisiz olacagimi düsünmüyorum ama yine de daha önce hic yapmadigim icin, bilmedigim püf noktalari oldugunu düsünüyorum ve bu yüzden heyecan yapiyorum ciddi anlamda :) Sadece bir yapimlik malzeme aldim, yani eger biseye benzemezse, yarin tatli falan yiyemiycez, Pazar oldugu icin yeniden malzeme alma sansim da olmiycak!

Bu yüzden Oktay ustanin tarifine güveniyorum ve birazdan mutfaga giriyorum :)

Bayrami ailemin yaninda geciremeyecegim icin, annemle babama cicek ve cikolata gönderdim, malum yarin Pazar oldugu icin bugün gecti ellerine, annemin telefonda ki hali nasil sirindi öyle, aaa niye böyle bisey yaptin ki, dogum günümüz de degil kizim, ne gerek vardi diye hosnutluk icinde söylendi :) Böyle seyler yapmayi cok seviyorum, onlarin beklemedigi bi anda onlara bir sürpriz yapmak ve mutlu olduklarini görmek, paha bicilmez birsey! Annnem Babam sizleri cok seviyorum, insallah daha cooook Bayramlar saglik icinde geciririz hep beraber!

Hepinize vukuatsiz, gözyasisiz, hasretsiz ve mutluluk dolu bir Bayram diliyorum!

Cuma, Kasım 04, 2011

Işıl Işıl, rengarenk Sonbahar


Ofisdeyim ve penceremden bakinca muhtesem bir görüntü ile
karsilasiyorum.
Sonbahardan ötürü agaclarin yapraklari rengarenk ve günes vurdukca isil isil isildiyor! Sonbahar ne kadar güzel bir mevsimdir böyle! en sevdigim mevsimlerden birisi, malumunuz yaz'i sevmedigimden, daha serin olan mevsimler gözbebegim oluyor :) Ondan bu baslik, cosa geldim renkleri görünce :)
Bu haftasonu Fotoraf makinasiyla cikip, rengarenk fotolar cekmeyi planliyorum, bu mevsimde Fotoraf cekmesi bile ayri bile güzel oluyor. (not: sagda ki foto bana ait degil)


Gecen hafta Üniversitenin düzenlemis oldugu Fotograf kursum basladi, katildigim ikinci kurs, yakinda Fotograf kulübüyle bi sergi düzenlemeyi düsünüyoruz. Kurs ne kadar eglenceli anlatamam, ne kadar cok zevk aliyorum hic anlatamam, o derece yani :) Fotograf cekmek dünyanin en eglenceli seylerinden bitanesi, insani müthis rahatlatiyor cünkü Fotograf cekerken, gercekten sadece bununla ilgileniyorsunuz, baksa bisey düsünmüyorsunuz, en azindan benim icin öyle. Bide mevsimlerden Sonbahar olunca, neyi cekecegine sasiriyor insan, bazen kendimi alamiyorum saga sola bakip uygun Obje arayisindan, her yerin fotosunu cekesim geliyor, kafamda hemen bi sonra ki kadraj beliriyor, cekene kadar icim rahat etmiyor :) öyle bi tutku iste :)

Iki haftadir baska bir seyin heyecanin yasiyordum, ama hevesim kursagimda kaldi. Burak la dans kursuna katilacaktik, adi Gesellschaftstanz, yani Sosyal dans, vals falan ögrenecektik. Nasil heves etmistim anlatamam, almanya da herkes gencliginin bi noktasina cift halinde dans kursuna gider, gelenek gibi bisey, tabi biraz gec kalmis sayiliriz buna (bide hayatima bu güne kadar sadece kazmalari soktugum icin hic kismet olmamisti) ama asla hic bir sey icin gec degildir dedik ve yazildik Kurs'a, Burak ta cok heveslenmisti. Maalesef ama katilamiyacagiz. Burak aksam okulunda türkce dersleri veriyor ve bu dönem verecegi dersin saatiyle dans kursu ayni saate denk geldi ve bunu dün gece farkettik ancak. Nasil hevesim kirildi anlatamam, Burakta üzüldü, hani sadece ben degil, o da aslinda cok istiyomus, ki ben onu zor ikna ederim diye düsünmüstüm ama megerse oda gönüllüymüs :) ama yapacak bisey yok, basvurumuzu geri cektik. 

Muhittin le Ilknurun gelmesine az kaldi, suan Aralik diye düsünüyorlar, bu yil gelmezlerse, Muhittinin Tübitak bursu yaniyor, o yüzden Araligin ortasina kadar mutlaka gelmeye calisacaklar. Bir kac haftadir yogun bi sekilde ev ariyorum ben bu yüzden, ama bu yil ev durumu vahim Göttingen de. Cok fazla ögrenci aldi Üniversite, bu yüzden bos ev bulmak namümkün bi hal aldi. Gecen Haftasonu bi eve baktim ve direk onay verip kira kontratinin hazirlanmasini istedim, aradan bi kac gün gecti ve red cevabi aldim mail ile, sebebide, ev sahibinin Alman vatandasi olmayan kiraci istememesiymis.
Sok oldum ya! 
Suan yogun bi sekilde bunun üzerinde calisiyorum, böyle bir red'i asla ama asla kabul etmem, artik ev falan umrumda degil ama böyle bir yabanci düsmanligina asla göz yummayacagim, elimden geleni de ardima koymayacagim. Carola Gazeteye haber vermemizi ve bu konuyu olabildigince aciga cikarmamiz gerektigini söyledi, suan onla beraber bütün yollari arastiriyoruz. Ciddi anlamda hala soktayim, bu zamanda böyle bir aciklama yapmak akil kari degil!

Tansiyonum cikacak simdi valla :))

Son günler böyle ev aramakla, Fotograf cekmekle, calismakla ve yine calismakla ve tez icin bir sürü Literatür devirmekle geciyor! Yakinda Tez konum icin deneylere baslayacagim, baslamadan evvel bütün literatürü ic etmis ve özet cikarmis olmam gerekiyor, sonra ise corap sökügü :) Söyle bir sorunum var, birseyler okuyorum ve sayfalarca yaziyorum sonra tekrar arastirmaya basliyorum ve cok daha ilginc cok daha enteresan yazilar buluyorum, onu da okim, sunu da okim, bunu da okim derken, benim tez neredeyse 200 sayfalik bi cilt olacak, hoca her seferinde abartmaaa diye frenlemeye calisiyor ama bir türlü ben kendimi frenleyemiyorum :)

iste böyle .. cok güzel bir Sonbahar gününe merhaba ve mutlu bir gün hepinize!

Salı, Kasım 01, 2011

...♥...

Elinde ne varsa hayata dair, ötesi hiç bir sey yada vesair. 
Hani demiş ya şair; "Mutluluğu sende bulan senindir, ötesi misafir".

Pazartesi, Ekim 31, 2011

sözde Baris Savascisi - görünürde bildigin Asalak

Yani su son günlerde, sinirlerim nasil gergin anlatamam.
Verdigimiz sehitlerin üzüntüsünü atamadan, Van da ki Deprem haberiyle tekrar ülkecek yasa bogulduk. Nasil bir ugursuzluktur bütün ülke üzerinde geziyor, tanri bizi kurtarsin.

Depremden sonra Duygu Canbas ve Müge Anli'nin yaptigi falsolara cok kizdim, nasil agizlarindan öyle sözler cikti anlayamadim. Bir anlik bos bulunmanin yasattigi talihsiz olay diye degerlendirmistim.

Buraya kadar hersey ok. Asil sinirlerimi geren olay Cumartesi günü oldu.

Türkiye de hala arama ve kurtama calismalari sürerken, bütün Halk birlik olmus, Van da ki insanlar icin akin akin yardim toplarken, sözü olmaz belki ama, ben bile kus kadar maasimla bagista bulundum, benimde katkim olsun, insanlar kis basinda caresiz kalmasin diye, ki kendim zor geciniyorum.
Iste Türkiye böyle bir durumdayken, depremde ölenlerin ve sehitlerimizin bedeni sogumadan, bir grup Alman ve siginmaci kürt, Göttingen de sehrin göbeginde, Baris Savascilariyiz biz diye Pkk yi överek, ellerinde Apo'ya özgürlük pankartlariyla, anti-Türkiye yürüyüsü yapti.

Tesadüfen Carsida bulundugum icin bu yürüyüse tanik oldum. Beynimden vurulmusa döndüm, hoparlörle, Türkiyenin ve türklerin canavar olusunu bagira bagira dört bir yana duyurmaya calisiyorlardi, sanki PKK sütten cikmis ak kasikmis gibi, Askerimize ve Atatürke ve ülkemize, saymadik laf kalmadi.

Yemin ediyorum, bi silahin olsa, katil olurdum o gün!

Deprem hassasiyeti nedeniyle Cumhuriyet Bayrami kutlamalari bile iptal edilmisken, bütün ülke birlik olup kürt "kardeslerine" yardim etmeye calisirken, bir grup asalagin bu davranisi sinirlerimi yerinden oynatti.
Yanlarindan gecerek hepsinin gözünün icine baktim uzun uzun, ki onlara bir saniye mi harcamama bile degmezdi!

PEKAKA li olup, yada PEKAKA ya yardim yataklik eden herkes ama herkes, her gün ölen, insanlardan ve askerlerden sorumludur! Kendinize yürüyüsler düzenleyerek, adinizi Baris savascisi yaparak, kimsenin gözünü kandiramazsiniz. Ülke bu durumdayken, o köpek suratli Apo'ya özgürlük diye yirtinmaniz, ne kadar nankör ve na kadar asalak oldugunuzun resmidir gözümde! 

Türkiye devleti, askeri, Polisi sizin götünüzü kurtarirken, kalkip sanki biz sizi ortada birakmisiz gibi, Apo'ya özgürlük yürüyüsü yapmanizi, Türk ve Kürt kardesligine saplanmis bir bicak olarak görüyorum.
Iki Halkin bir türlü bir araya gelememesi sadece ve sadece PEKAKA denen o soysuz toplulugunun ve her tür mensubunun sorumlulugundadir! 
Sizler, PEKAKA'lilar, iki halkin bir araya gelmesini istemiyorsunuz, cünkü asalak oldugunuz icin, baris icinde bir yasam sizin doganiza ters!

En son söylemek istedigim, Müge Anli'nin her ne söylediyse, suan arkasindayim, iyi günlerde, türk olsun kürt olsun, Polisi askeri taslayan sizsiniz, kötü günde ise, nerde polis nerde Asker?? oh ne alaaaa!!

Saygisiz bir millet bu bahsettigim, Türkiye de herkes, "Polis seni koruyor belki ama polisten seni kim koruyacak" diye dalga geciyor, dönün bir aynaya bakin, belki de sadece hak ettiginizi aliyorsunuzdur.

Ben cocukken, ailece 4-5 yilda bi türkiye ye gidebiliyorduk sadece ve Kapikule de karsilasacagimiz Askerler icin hediyeler alirdi annem yola cikmadan, Vatan'a ayak basar basmaz, Askerlere hediyeleri verirdi annem, ben böyle bir bilincle büyüdüm,  bugün bile, benim icin asker herseyin üstünde ve kutsal bir meslektir, bunun bilincine varsa artik herkes! Hele ki Türkiye de canini ülkesi icin feda eden askerlerden bahsediyoruz!!! 

ASKERLIK KUTSALDIR!!!!

Herkesi asker ve polislerimize karsi biraz daha saygili ve duyarli olmaya davet ediyorum.

Ve siz soysuz ve asalak PEKAKA'lilar, def olun gidin ülkemden vatanimdan, gidin herhangi bi yerde asalakca bi siginmaci hayati yasayin, cünkü sizin gibi itlere ancak bu yakisir!

Cocukken, igrendigim ve midemi bulandiran herseye tü kaka diyordum, artik onun yerini PEKAKA aldi, hem tiksiniyorum hem igreniyorum sizden!!

Pazar, Ekim 16, 2011

Öğrenci işi #5 "elmali Puding"


Ögrenci isi serisine bu gün ayak üstü uydurdugum bir tarifle devam edicem.
Iki hafta önce Carola rahatsiz oldugu icin, Güncel ve ben, ona sürpriz yapmak istedik ve evinde yemek hazirladik o evde yokken. Benim evde daha bir sürü elma vardi, onlardan bi poset aldik yanimiza, annemin her yil kendi elleriyle yaptigi ev tarhanasindan aldik yanimiza bide, tuttuk marketin yolunu.

Market alisverisi rahat 45 dakika sürdü, cünki neler alacagimiza bi türlü karar veremedik, sonunda nihayet tavuk gögsü, mantar, kirmizi biber, krema, yogurt ve salatalik, vanilyali puding ve süt alabildik. Evde de tarhana corbasi, mantarli biberli kremali tavuk gögsü ve cacik yaptik. 

Tatli olarakta getirdigimiz elmalari soyduk, dogradik ve tarcinla, limonla ve birazcik sekerle tencerede kavurduk. Iyice ezilmeden ocaktan aldik ve kaselere dagittik. Sonra pakette yazildigi gibi pudingi hazirladik, pakette yarim litre süt diyor ama yarim liter degil de 750ml kullaninca bence daha güzel oluyor puding, daha krema tarzi oluyor, ben öyle daha cok seviyorum, iyice donmuyor ozaman.

Pudingi elmalarin üzerine döktük, hatta biraz elma kenara koyarsaniz, kat kat da yapabilirsiniz, daha hos bir görüntü oluyor, özellikle kaseler camdan ise. Bir kat elma bir kat puding cok güzel oluyor. 
Daha sonra üzerine tarcin serpebilirsiniz yada bisküvi ile süsleyebilirsiniz, ikisi de cok güzel uyuyor tatliya.

Ayni tatliyi bugün tekrar yaptim cünki fotosunu cekememistim o gün :)

Carola icin cok güzel bir sürpriz oldu, anneside geldi, hep beraber cok eglenceli bir aksam yemegi gecirmistik. Tatliyi yapacak olursaniz, eminim cok memnun kalacaksiniz, yalanci elmali tart gibi bisey oldu diyebilirim :)

Simdiden afiyet seker olsun!

Pazar, Ekim 09, 2011

büyük konusmak mi? evet, buyrun ..

Herkes bilir, hayatta en sacma buldugum spor kosmakti bu güne kadar.
Defalarca her firsatta ne kadar sacma buldugumu ballandira ballandira anlatmisimdir. 

Evet büyük konusmusum. Bu gün sorsaniz bana, diyeceklerim cok farkli olur. Guinnes rekorlar kitabina girmem ama kendi özel rekorumu kirdim bugün, 5 ay önce kosmaya baslamistim ve ilk kez bugün bir saatte tastamam 9 km kostum. Kendimle nasil gurur duydum nasil böbürlendim anlatamam :) 

Spor salonunda hergün bilimum kurslara vs. katiliyorum, en yeni merakim Boks, üye oldugum spor salonunda boks kurslarida veriliyor, cok ilgimi cekmisti ve merakimdan bi gün katildim ve "manyak" eglenceli bisey oldugunu anladim. Suan ki en favori kurslarimdan biri haline geldi, mutlaka haftada iki kez katilmazsam o hafta biseyim eksikmis gibi hissediyorum kendimi.

Ama dönelim kosma meselesine, hep, niye kosar insanlar, baska spor mu yok, yada neden ve kimden kaciyorlar? insan sebepsizce kosar mi diyordum, hakikaten cok büyük konusmusum -aslinda iyi de olmus bi bakima- :) 

Ilk kosu deneyimlerimi, sehirin etrafini ceviren ve ismi "Wall" (türkcesi anlam olarak istihkam siperi) olan kosu ve gezi yolunda baslamistim. Wall'in uzunlugu 2,8 km (sagda ki foto Wall'a cikilan kismi gösteriyor), ilk deneyimlerimde, bir saatte ancak bu 2,8 km'yi kosabiliyodum, ve bir saat sonra pestilim cikmis oluyordu. Hergün sabirla o yolu kostum ve buna ek bide spor salonunda kurslar dan sonra kosu bandinda kondisyon calistim. Her gün biraz daha rahat kostugumu farkettim, böyle bir gelismeyi hayatta beklemiyordum, aslinda bi süre sonra bikar birakirim diye bekliyordum ama nedense azmim ateslendi, hergün daha iyi kostugumu farkedince dogal olarak, dur bakalim nasil olcak diye heyecanla ertesi günü bekledim, tekrar kosabilmek icin :) Sabah uykusundan bile feragat etmisligim var bu yüzden, ve bu hakikaten hic benlik bi durum degil. Her gün neredeyse 3 saat spor yapiyorum ve cok saskinim, bikmadigima, tam tersine, daha da cok motive olabilmem, gercekten bunu kendimden hiiiiiic ama hic beklemiyordum.

Artik cok rahat bi sekilde, 1 saatin icinde Wall'in cevresinde üc kere tur atiyorum, nefessiz kalmadan ve bikmadan, böyle bi kondisyona sahip olabilecegimi hic tahmin etmezdim. 

Göttingen'e ilk geldigim sene kosuya baslamistim daha önce, hatta o zamanlar amacim gelenksel sehir kosusuna katilabilmek icin antreman yapmakti ama kis gelince hevesim de kaybolmustu, suan cok üzülüyorum bu yüzden, zamaninda devam etseydim, daha farkli olurdum simdi, kim bilir bi maraton falan kosardim, o azmi görüyorum kendimde nedense.

Yarin icin hedefim, sehire yakin bi göl var, Kiessee, cevresinde ki kosu yolu 4km uzunlukta, salondaki kursdan bisikletle gölün oraya gidip üc kere cevresinde tur atmak istiyorum. Sirf bu yüzden suan heyecanliyim, kosarken dinleyecegim müzigi secip ipod'a yükledim, yeni bir list hazirladim.

Kosmakta ki en güzel olay, kosarken hic birsey düsünmüyorum, gercekten bagimsiz ve sorunsuz hissediyorum kendimi bir saatligine, müzikte uygun oldugunda, bambaska bi dünya da gibi hissediyorum kendimi, buradan ve bu zamandan kopuyorum, yanimda tlf falanda olmuyor sadece müzik dinliyor ve kosuyorum, tarifi mümkün olmayan bi his, inanilmaz bi huzur ve tatmin duygusu yasiyor insan.
Havanin kötü olmasi bile etkilemiyor, yagmurlukla bile cok rahat kosuyorum :) zaten cok sicak olmasini sevmedigimden bu hava tam bana göre, özellikle kosarken serin olmasi daha güzel oluyor, hem yagmurlu bile olsa, kosu bandindan cok acik havada kosmayi seviyorum.
Beni yakinda bi sehir kosusunda veya bi maratonda görürseniz hic sasirmayim tamam mi :)

Çarşamba, Ekim 05, 2011

ne kadar dogru ..

"Her insanın hayatında iki ağaç vardır biri mutluluk biri hüzün ağacı.
Hangisini sularsan onun meyvesini yersin..."

Pazartesi, Ekim 03, 2011

Ansizin dönen yaz ve keyfi cikarilan tatil

3 ekim Dogu ve Bati Almanyanin birlesmesi anisina Almanya genelinde Tatildir.  

Genelde böyle cumaya yada pazartesiye denk geldiginde tadina doyum olmuyor. Sanki iki Pazar günü arka arkaya denk gelmis gibi hani :))

Gece saat kurmadan yatmak, sabah calar saatin sesiyle uyanmamak, bence lüks budur iste. 

Haftasonu birden uzuyor iste böyle ne güzel :) 1989 da Berlin duvarini acmislardi ve bir yil gibi resmi bir sürecten sonra dogu tekrar bati almanyayla birlesti. Birlesmese daha mi iyidi diye sorarsaniz, genelde bütün almanlar, birlesimden önce daha iyidi der. 

Yapilan arastirmalar da bunu gösteriyor, Almanlar genel olarak cok memnun degiller bu birlesimden.



Simdi uzun uzun laf anlatmiycam bu konu ile ilgili, aslinda aklima eski almanyayla ilgili ve birden dogu almanlarin bati almanyaya gelisiyle ilgili bir sürü anim var, cocuklugumda cok ilginc seyler yasamistim, ama baska zamana sakliyorum simdilik :) bu ülkede dogup büyüyünce insanin anlatabilecegi cok seyler birikiyor, belki birgün cocuklarima "eski Almanya da ..." diye baslayan hikayeler anlatacagim, kim bilir :) 

Ama bu ülkenin bir parcasi olmayi seviyorum, burada gecirdigim ve gecirmekte oldugum hayati ve herseyi seviyorum, Almanlarla ilgili kötü birsey söylendiginde bazen üzerime bile aliniyorum, ilginc ama gercek ama bende bu ülkeye aitim, bir yanim öyle, bu da bir gercek. 

Hayatimin hic bir aninda yabanci düsmanligi yasamadim, hani olsa bile, bir iki insanin yüzsüzlügünü bir halka mal etmek cok sacma. 



Bazi Türk arkadaslarim hosuma gitmeyen tavirlarda ve söylemlerde bulunuyor almanlara karsi, o zaman, sizi burada yasamaya kimse zorlamiyor, madem öyle gidin Türkiye de yasayin, niye buradasiniz hala dedigimde, pisip kaliyorlar. 


 




Bu kadar rahat olduklari  bir yeri birakacak kadar aptal degiller ama almanlara saymadik laf da birakmiyorlar, sanki Türkler olarak cok daha farkliyiz. Kendi ülkemizde kendi insanimiza yaptiklarimiz bini asmis, ama hala baska insanlarin kusurlarinda gözümüz. 

Almanlar hakkinda herkes birsey söyleyebilir ama benim diyebilecegim seyler, insana deger vermeleri, saygili olmalari ve gercekten dürüst olmalidir. Hayatimda yedigim bütün kaziklari türklerden yedim. 

Ne ironi ama.

Neyse, uzun bir haftasonu gecirdik ve birden yaz döndü geri, mangali attik Balkona, sucuklar köfteler, közde kahveler caylar, sehirde cok güzel bir Park var, Cheltenham Park, bir günde piknige gittik, frizbeeli falan, yanimizda tavlalar vs. :)) yani gercekten ilk kez bu haftasonu yazi yasadik, yarindan itibaren hava bozacakmis ama olsun, bu hafta sonu bol bol günesin tadini cikarip fotograf cekebildim :)








Bu günlük bu kadar! Hepinize cok güzel baslayan bir hafta dilerim ..